Pages

1 Haziran 2015 Pazartesi

BATUM - TİFLİS GEZİSİ


19 Mayıs haftası arkadaşımın düzenlediği Karadeniz Gezisi sayesinde Gürcistan'a gitmiş olduk. Gezimiz yorucu ama oldukça keyifliydi. Arkadaş grubumuzun iyiliği en büyük etken tabi.


15 Mayıs cuma saat 15.00 de Çorum'dan hareket ettik. Herkes eşofmanları giymiş saçlar fönlü gıcır gıcır.. (Kimsenin kaç saat yol gideceğinden haberi yok çünkü:)) 2 otobüs kadın, otobüs hareket eder etmez oyun havası konulup önce kurtlar bir döküldü gülünüp eğlenildi:)) (Allah bozmasın)


Karadenizde yolculuk yapmanın en güzel yanı bir tarafta deniz diğer tarafta bol yeşillik bir manzara ile seyahat etmek oluyor.


Bu yolculukta selfienin dibine vurdum desem yeridir. Hatta fotoğrafçılıkta sınıf atladım. Devamı gelecek:)) Burası Gürcistan sınırı arkada gözüken cami ise Türkiye, sabah ezan vakti muhteşem bir görüntüydü. 


Batum'dan enteresan mimariler.


Turu ayarlayan arkadaşım Demet herşeyi düşünmüş sağolsun. Zira bu yemekler olmasa hiçbirşey yiyemezdim gibi geliyor. Hatta kandil günü yola çıktığımız için helva bile yedirdi bize daha ne olsun.


Tiflisin içini otobüsle gezdik ve sadece 2 kilisenin olduğu bir bölgede durup kiliseleri gezdik. Duvarın üzerindeki rehberimiz.



Katolik bir ülke bu yüzden Hristiyanlığın izlerini heryerde görmek mümkün. 


Küçük kilisede düğün vardı gelin çok hoş ama tören enteresandı. Hiç alışık olmadığımız şeyler.



bu resimler büyük kiliseden, insanlar geliyor resimlerin köşesini öpüyor ama herkes, sonra da haç işareti yapıyor. Bunları izlerken arkadan bir ses " Hem kendileri çiziyor hem de tapıyorlar".  Başka bir Türk ailesiymiş gezmeye gelmişler... 



Kiliselere etekle girmek zorunluluğu var bu yüzden şal alın belinize bağlarsınız demişlerdi ama hiç sormadılar bizim muzur arkadaşlar da başlarına örtüp böyle bir poz istediler







İlk kez ayinlerin yapıldığı bir kilise gezdim. Hiç manevi bir haz hissetmedim. Herhangi bir camiye girdiğimde aldığım hazzın binde biri bile oluşmadı


Gürcistan gelişmekte olan aslında fakir bir ülke iyi yerleri vardır mutlaka ama kiliselerin olduğu yerden 2 dükkan çok virane geldi bana



O gün tesadüf ga.yleri protesto yürüyüşü varmış. Katolikler bu işe çok karşı oldukları için bu yürüyüşü yapmışlar ama etrafta hiç polis görmedim.



Gürcistan'a gitmek için nüfus cüzdanınız yeterli pasaport gerekmiyor. 15 TL. harç ödeyip sınırdan geçebiliyorsunuz. Şahsen bizi hiç aramadılar otobüsü arıyorlarmış. Çocuklar için değişik uygulamalar var. Bizim grubun tek çocuğunu geçirmediler mesela. Rusyanın yaptığı hiç bir binaya el sürmemişler fabrikalar bile terkedilmiş durumda bunu anlayamadım. Onların yaptığı evler bile virane. Batum güzelmiş ama gezemedik. Gideceklere tavsiyem karayoluyla gidecekseniz Batum'a kadar gidip gezip gelin sakın Tiflise gitmeyin. Eğer tiflise gidecekseniz havayolunu tercih edin. Gece hayatı meşhur bir ülke tavsiyem eşlerinizi yalnız göndermeyin:))

6 Nisan 2015 Pazartesi

TUVALETTE BİLE RAHAT YOK


Sene 2000 Kayra doğdu ve emeklemeye başladı babamız geç saatlere kadar çalışıyor biz yalnızız ne zaman tuvalete girsem Kayra emekleyerek gelir; ya kapıya vurur ya da kapının önünde ağlar ki bu durum pekçok annenin başındadır:))
Sene 2015 Kayra 15 yaşında ve ben hala ne zaman tuvalete girsem Kayra kapıyı tıklatır:)) 
Ne var oğlum derim 
artık "aklına ne geldiyse onu anlatır". 
Canım oğlum 1 dakika sonra anlatsan olmaz mı?
Olmuyor demek ki:))
Allahım kapımızı tıklatanlarımızı eksik etmesin...

5 Nisan 2015 Pazar

KOCAN KADAR KONUŞ



Geçen pazar eşimle gittik güzel eğlenceli bir filmdi. Kitapdan uyarlama bir film, kitabını okumadığım için yorum yapamayacağım. Murat Yıldırım biraz sönük kalmış gibi geldi. Ezgi Molayı ise her daim severim. En çok takıldığım nokta ise Murat Yıldırım'ın okul yıllarında bile sakallı olması:)) 
Okuduğum kitabı ve izlediğim filmi fazla anlatmayı sevmem başkasına da anlattırmam o anlatılan noktalar hep kafama takılır ve zevk almam sadece tavsiye ederim:))

4 Nisan 2015 Cumartesi

TUĞRA 'NIN KULAK TÜPÜ AMELİYATI


Büyük Tosbağanın ameliyat macerasını burada anlatmıştım. Sıra geldi Tosbağaya...

Tuğra abisine göre daha sağlıklı bir çocuktu daha az hastalanıyor ve çabuk atlatıyordu. Hatta çene yapısının düzgün olması beni fazlasıyla mutlu ediyordu. Bu mutluluğum fazla sürmedi. Abisi kadar şiddetli hastalanmasa bile hastalanıyor hastalığı öksürüğe çeviriyor ve toparlanması uzun sürüyordu. Götürdüğümüz doktorlar hep alerjiden şüphelendiler ve biz bu sebeple alerji testi yaptırmıştık. Bu işten sonuç alamadık yani alerjisi yoktu ve Tuğra hastaydı. Hiçbir zaman geniz eti olacağını düşünmemiştim çünkü bademcikleri hiç şişmiyordu sadece orta kulak iltihabı oluyordu. Çorum'da götürdüğümüz kulak burun boğaz doktorları da kesin birşey demediler. Neredeyse Çorum'daki bütün doktorlara götürdük en son özel hastanedeki doktor geniz eti ve kulak tüpü ameliyatlarını burada yaptırmayın dedi. Aslında bunlar basit ameliyatlar ama nedense hiçbir doktor yanaşmıyor. Bunu çocukları ameliyat etmek istememelerine bağlıyorum.

Biz yine Ankara yollarına düştük. Düşmeden önce doktor araştırmasına girdik ama büyük sorunlarla karşılaştık. Kayra'nın zamanında üniversitelerde biraz fazla para verip proflara muayene olabiliyorduk ama tam gün yasasıyla bu durum değişmişti. Daha doğrusu hastanelerde daha az prof kalmış işinde iyi olan tutulan proflar muayenehaneler açmıştı. Muayenehaneye gideceksin yüklü bir miktar para ödeyeceksin peki ameliyat ne olacak şu özel hastaneye gel herşey ücretli ameliyat ol. Durum bu Allahım başka dert vermesin çok sıkıntılı. Bu kadar paradan çıkacak durumumuz yoktu ayarladığımız prof un da tavırlarını beğenmeyince ne yapacağımız şaşırmış halde Ankara'da kaldık. Eşimin patronu Çorum'a 15 günde bir gelen başka bir profu ayarladı sağolsun ameliyatı çorumda yaptırmış olduk.
Sadece geniz eti alındı ve kulak tüpü takıldı. 




Sabah girdiğimiz hastaneden akşama doğru ameliyat olmuş olarak çıktık neredeyse 9 ay oldu şimdi dönüp bakınca ve bu kışı nasıl geçirdiğimizi düşündükçe iyi ki yaptırmışız diyorum. Yine söylüyorum bunlar basit ameliyatlar Allahım beterinden saklasın hiçbir çocuk hastalanmasın...

10 Şubat 2015 Salı

SEVİMLİ TEHLİKELİ


Haftasonu kardeşimin seçimiyle bu filme gitmiş oldum. Çocuklarla gideceğimiz için komedi diye tercih etmiş yani film hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Masal tadında enteresan bir hikayesi var. Özcan Deniz bilindik konuları ilginç bir hale getirebiliyor. Bunu Su ve Ateş filminde de göstermişti, çok bilindik bir konusu olmasına rağmen sonunu hiç tahmin etmediğimiz gibi bitirerek farkını ortaya koymuştu.
Bu filme gelirsek biz beğendik güldüğümüz sahneler olduğu kadar ağladığımız sahneler de oldu. Çocuklar da sıkılmadı hatta Tuğra bir ara "anne neredeyse ağlayacağım" bile deyip gülümsememe sebep oldu. 

12 Ocak 2015 Pazartesi

ÇOCUKLARDA BADEMCİK VE GENİZ ETİ AMELİYATI




Büyük tosbağam Kayra küçükken çok hastalanıyordu. Bademcikleri kocaman olur yüksek ateşlere maruz kalır ne yapacağımız şaşırırdık. Artık antibiyotik bile fayda etmez hastanede yatardık. Küçük olduğu için çocuk doktoruna götürüyorduk ve tekrarlayan hastalıklarda ise çeşitli doktorlardan medet umar hale gelmiştik Çorum'da götürmediğimiz çocuk doktoru kalmadı herhalde...

Gece horlaması ise ayyuka çıkmıştı.neredeyse burnu hep kapalı bu sebeple hava alamayan kulaklar devamlı iltihap oluyor ve duyma güçlüğü yaşıyordu. Çok ağrı yapmasa bile duyma zayıflığından kulaklarının iltihaplandığını anlar hale gelmiştim. Hatta hemşireler çocuğun yüz şeklinden geniz eti olduğunu anlıyorlardı çünkü geniz eti olan çocuklarda üst damak gelişemez ve diş eğriliklerine bile sebep olabilir. Bizde de bütün bunlar oldu ve üst damağı diş teliyle genişletmek zorunda kaldılar.

Artık anladık ki çocuk doktorundan KBB doktoruna terfi etmeliydik. KBB doktorumuz sadece geniz eti ameliyatı yapalım bademciklerine gerek yok dedi ve Kayra'yı ameliyat ettirdik. İlk günler iyiydi ama yaklaşık 2 ay sonra tekrar sorunlarımız baş gösterdi en önemlisi isi geçmeyen orta kulak iltihabıydı. Anladık ki bu şehirde çare bulamayacaktık. Doktor ve hastane araştırmalarımızdan sonra Ankara Hacettepe Tıp Fakültesinde karar kıldık. O zamanlar Ana Bilim Dalı başkanı olan Prof.Dr. Şefik Hoşal'a muayene ettirdik başımızdan geçenleri uzun uzun anlattık. Doktor bize geniz etinin tam temizlenmediğini bu kadar sık hastalanan çocuğun bademciklerinin alınması gerektiğini ve kulaklarına tüp takılmasının gerekli olduğunu anlattı. Benim ise tek sorduğum "bademcikleri alınırsa hastalıklara karşı korunmasız mı kalacağıydı" Doktorumuz da vücuda giren mikropları sadece bademciklerin engellemediğini güzelce anlattı, zaten başka çaremiz yoktu.

Kayrayı tekrar ameliyat ettirdik bu sefer geniz etinden tamamiyle kurtulmuş bademcikleri alınmış kulaklarına da tüp takılmış oldu. Bizi eve gönderirken bol bol dondurma yesin demeleri en güzeliydi. 
Kayranın birkaç ay içinde 4 kilo alması yaptığımız işin en doğru kanıtıydı. Çünkü çocuk rahatlamış artık neredeyse hastalanmaz hastalansa bile çabucak atlatır olmuştu.

Kulak tüpüne gelince; bu tüp dediğimiz olay 0.5 kalem ucu gibi bir aletin kulak zarına takılmasıyla kulağın hava almasını sağlamak. Kulak hava alınca da o bölgede iltihap birikmiyor. Tek zor tarafı kulağa su kaçırmamak yani banyo yaparken bile kulağı tıkamak gerekiyor. Bu sebeple doktorlar bu ameliyatı yazın yapmak istemiyorlar deniz ve havuz mevsiminin geçmesini bekliyorlar. Biz kulağını tıkamak için pek çok tıkaç aldık ama hiçbiri kullanışlı olmadı en güzeli bir miktar pamuğu vazeline batırıp kulağa tıkayıp pamuk düşmesin diye üzerine yarabandı yapıştırmaktı. Hatta o yaz tatilinde Kayra denize girerken bu şekilde kulağını tıkıyor ve üzerine bone geçiriyorduk. Hiç de sorun yaşamadık tavsiye ederim. Yani fazla pimpiriklilik edip bu işi işkenceye dönüştürmeyip hiçbirşeyden geri kalmadık.

Sonuç olarak iyiki bu ameliyatı yaptırmışız hem çocuk rahatladı hem de biz. Ama unutmamak lazım ki her ameliyat risklidir.

Bu günlerde internette en çok karşılaştığım sorulardan biri "çocuğum çok hastalanıyor doktor bademcik ameliyatı dedi faydası mı olur zararı mı" pek çok anne birbirine bu soruyu sorup destek almaya çalışıyor. Ben de başımdan geçenleri anlattım doktor değilim sadece bir anneyim bütün bunları yapıp fayda göremeyenler de var.

Ayrıca bizim hikayemiz burada bitmedi sırada küçük tosbağa var:((

22 Aralık 2014 Pazartesi

HERKES KENDİ YATAĞINA




2 oğlum da uzun seneler bizim yatağımızda yattılar. Ben engel olmadım çünkü annem bizi hiç yanında yatırmazdı arasıra bile olsa yanında yattığımızı hiç hatırlamam. Ben ise çocuklarımla öpe koklaya yatmanın zevkini tattım. Şimdi bu doğru değil diyebilirsiniz, bence annemin yaptığı da hiç doğru değil...
Şimdi bununda bir sınırı olmalı. Küçükken iyi hoş da biraz büyüyünce işin boyutu değişiyor. Önce yatağa sığmamaya başlıyorsunuz. Sonra uyuyunca çocuğu yatağına alıyorsunuz ama ne yapıp edip gece tekrar geliyor. Kendi odasına ve yatağına alıştırmaya çalışıyor ama alıştıramıyorsunuz falan filan...
Büyük tosbağam, bebekken babası geç saatlere kadar çalıştığı ve odası da bizim odamıza uzak olduğu için benimle beraber yatıyordu. Zaman zaman kendi yatağına alıştırmaya çalıştım ama her seferinde başarısız oldum. 7 yaşına geldiğinde ise ben Tuğra'ya hamile kalmıştım ve bu iş benim için ikenceye dönüşmüştü. Karnım burnumda yatakta 3 kişi yatmak hiç akıllıca değil:(( Kayra uyuyunca eşimi uyandırıp yerine götürmesini istiyordum. Adamcağız götürmesine götürüyor ama gece tekrar geliyordu ve ben tekrar eşimi uyandırıyordum. Bir gece bu olay kaç kere tekrar ettiyse artık eşim "bu odaya mayın döşeyeceğim" bile demişti:))
Hamileliği de böylece atlattık bebeğimiz oldu işin boyutu değişti. Kayra bizimle yatıyor uyuyunca babası yerine götürüyor gece tekrar geliyor ama bir bakıyor ben yatağa oturmuş bebeği emziriyorum ya da bebekle ilgileniyorum bu sebeple yatacak yer bulamayıp tıpış tıpış odasına gidiyordu evet acı bir durum ama yapacak birşey yoktu. Böyle böyle yerine alıştı.
Bizim yatak boş kaldı sanıyorsanız yanılıyorsunuz:)) Bu sefer küçük tosbağa alıştı!!!:)))
Beşiği bizim oda da olduğu için ayaklanınca hop bizim yatağa atlıyordu. Bunda 2 yaşına kadar emmesinin payı da büyük ya da benim kolayıma geldi diyebiliriz. Malum sonradan da yatağına gitmek olmadı.
Bundan 3-4 yıl önce baza almak için dolaşırken satıcılar yatağımızın küçüklüğünden bahsettiklerinde "ama biz dördümüz sığabiliyoruz" deyip gülüşüyorduk:))
Bu sene tek amacım Tuğra'yı yatağına alıştırmaktı. Ona ödül teklif ettim. Eğer 20 gün kendi yatağında yatarsa istediği birşey alacaktım. Kendisi akvaryum istedi ama bir şartı vardı... Uyuyana kadar odasında bekleyecektik. Ödülü ve şartı kabul ettik. Uyuyuncaya kadar odasında oturuyor sonra da çıkıyorduk. Arada su koyduğu günler oldu o zaman da ben onun yatağında uzanıyordum. Bu süreci atlattık ve hediyesine kavuştu.




Ama iş bununla bitmedi çünkü her gece uyumasını beklemek de sıkıntılı bir işti uyumak istemiyor konuşmaya çalışıyordu. Ve biz tekrar ödül yöntemine başvurduk Bu sefer yatağına yatıracağız öpüp koklayacağız uyumasını beklemeden odadan ayrılacağız... Evet bu yöntem de tuttu... Şimdi kendi yatağında sorunsuzca uyuyor ve eğer gece uyanır ve yanımıza gelirse yatağımıza çıkmadan başımızda bekliyor:))
Bu işin bu kadar kolay olacağını bilseydim daha önce yapardım o ayrı:))

Ayrıca bütün bunların intikamını alacağım bunu onlar da biliyor. Onlar evlenince ben de onlarla yatacağım o kadar:))

28 Kasım 2014 Cuma

UNUTURSAM FISILDA



Geçen cumartesi düğüne gideceğimiz için çocukları anneme bırakmıştık. Düğün de erken bitince uzun zamandır yapmadığımız sinema keyfi yapalım dedik. Tercihimizi vizyona girdiği günden beri aklımda olan Unutursam Fısılda'dan yana kullandık. Çağan Irmak kesinlikle 80'ler ruhunu çok güzel yansıtıyor. Yine yer yer komik yer yer ise boğazınız düğümlenecek kadar duygusal bir film çıkarmış ortaya... Biz beğendik

Pazar günü çocukları almaya gittiğimizde Küçük Tosbağa lafı yapıştırdı bize "başbaşa bir gün geçirdiler, sanki evlilik günleri":))  (Ne bilirse evlilik yıldönümünü çünkü biz hiç onlarsız kutlama yapmayız!)

19 Ekim 2014 Pazar

KAYİŞOĞLU TAKI TASARIM


Taaa haziran ayında yazmam gereken bir yazıyı şimdi yazıyorum ya yuh bana

Malumunuz Çorum'da yaşıyorum. Çorum denilince insanların aklına leblebiden başka ne geliyor bilemiyorum. Yani Çorum'a yolu düşenlerin leblebiden başka alacağı ürünler yoktu. Hititlerin başkentinden böyle bahsetmem ne acı. Ama artık var. Kayişoğlu Takı Tasarım bu işe çok güzel el atmış. Çorum'un simgelerini kullanarak çok güzel hediyelikler hazırlamışlar.


Hitit Güneşi simgeli kolyeler ve başka takılar



Dünyada üretilen ilk gitar Hititlere aitmiş bunu da öğrenmiş oldum. Şekli yukarıdaki gibi bu gitarların arkasında tarihçesi yazıyor.



Meşhur saat kulesi ve leblebi


Magnet saatler




buzdolabı süsleri




Çorum festivalindeki standları
Daha pekçok hediyelik eşya için tık tık.


13 Ekim 2014 Pazartesi

CEM GARİBOĞLU'NUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


Hepimiz sayfalarımızda en değerli varlıklarımızdan bahsediyoruz. 
Evet çocuklarımızdan
Ne yedirdik 
Ne giydirdik
Hangi okullara gönderdik
Çok basit sorunlarını bile abarttık değil mi
Herkes kendi imkanları doğrultusunda en iyi şekilde çocuğunu yetiştiriyor.
Ergenliğe kadar hep ona zarar verecek kişi ve şahısları uzak tutmaya çalışıyoruz yani gözümüz gibi koruyoruz.
Ama sonra ne oluyor da bu gözümüz gibi baktığımız çocuklarımız (Allah korusun) hırsız, pedofil, eşcinsel, cani, katil vb. olup hayatlarını karartıyor.
Ergenlik çağında bir çocuğum olduğu için bu tip korkuları hep yaşıyorum ve hep kafamı nasıl anlarım nasıl engellerim nasıl korurum gibi konular meşgul ediyor. Belki Cem Garipoğlunu da ailesi en iyi şekilde yetiştirdi. Ben bilemem... Bir çocuk dünyaya gelince bir şekilde büyüyor iyi ya da kötü bunun bir ölçüsü yok. Kötü yetişmiş çocuklardan dünyalar tatlısı insanlar olabiliyor tabii tam terside...
Benim anladığım herkes kendi kaderini yaşıyor. Başımıza birşey gelecekse geliyor kaçış yok ve şu anki hayatımızın ya da hayat tarzımızın bile garantisi yok herşey bir anda altüst olabiliyor. Allah yavrularımız ve bizlerin hakkında hayırlısını versin daha ötesi yok.

Bunlara Baktınız mı?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...