Pages

Kayra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2017 Pazartesi

2016



25 Aralık 2015 Cuma

Her sabah kalktığımız gibi normal bir sabaha uyanmıştık. Herkes okul ve işe yetişme telaşında, Kayra "anne hasta gibiyim" dedi ben de kahvaltısını edince içmesi için ilaç verdim evden çıktım. Öğlen arası eve gelmedi aradım açmadı. (sessize aldığı için duymuyor).

Akşam eve girmemle Tuğra "anne abim çok hasta yatıyor" demesi bir oldu. Zaten beyaz tenli oğlum iyice bembeyaz olmuş titriyor. Yemek yedirip tekrar ilaç verdim. Ateşi düştü dinlendi ve uyudu.

Gece saat 3 gibi büyük bir gürültüyle uyandık. Yatak odasının ortasına geldim "Allahım ne oluyor deprem mi oldu" diye düşünürken Kayra'nın anne diye seslenmesiyle irkildim banyonun ışığı yanıyor kapıdaki terettütden sonra içeriye girmemle Kayrayı yerde yerler kan eli yüzü kan içinde bulmam bir oldu. Düşmüş ne olduğunu hatırlamıyor. Düştüm burnumu lavobaya çarptım dedi. Öyle bir manzarayla karşılaşan annenin durumunu düşünün siz. Babası aldığı gibi özel hastaneye götürdü. Soğuk algınlığı ilaçlarını verip göndermiş doktor.

Ertesi gün cumartesi ben çalışıyorum. Annemi aradım çocukların başına gel ilgilen diye. Tuğranın arkadaşı da geldi güzel bir gün geçirdiler. Akşam eve geldim Kayra halsiz olsa da durumu iyi. Yedik içtik oturduk. Akşam saat 10 gibi içime bir şüphe düştü. Kendi kendime "Hacer kalk çocuk tekrar hasta olabilir ortalığı topla" bu hışımla kalktım ortalığı topladım. Tuğrayı banyoya soktum tam yıkayacaktım. Eşim kolunda Kayra ile geldi başı dönüyormuş ne olduğunu anlamaya çalışırken çocuk kollarımızda bayıldı. Kollarımızda demeyelim tutamadık bile koca çocuğu. Hiç bayılan birini görmemiştim. Tuğra çığlık çığlığa... Şükürler olsun ki bir süre sonra ayıldı. Hemen aldığımız gibi bu sefer devlet hastanesine götürdük. Tahliller yapıldı serum bağlandı. Biraz olsun kendine geldi. Sonuçlar elimizde ama bizi göndermiyorlar. Uzman çocuk doktoru görsün diyorlar. Sonuçları kendi kendimize inceliyoruz kan değerleri yerlerde özellikle WBC değeri çok kötü internetten bakıyorum lösemiden bahsediyor eşime bile söyleyemiyorum. Sadece bekliyorum. Doktor kan değerlerinin çok kötü olduğunu yatış yapmamız gerektiğini söyleyip bizi yukarıya çıkarıyor. Hemşire panik halde niye böyle oldu, maske takması lazım, yalnız odada kalması lazım, mikrop almaması lazım, yemek yemiyor mu dedikçe benim paniğim kat kat arttı. Gece saat 4 civarı odamıza geçtik serumlar iğneler derken Kayra biraz rahatladı ve uykuya daldı. Ben de diğer yatağa uzandım biraz olsun uyumuşum ama nasıl bir titremeyle uyandım "Allahım ben de ateşleniyorum ve duramıyorum." Hemşire bir Kayranın ateşini ölçüyor bir benimkini.

Sabah daha fazla dayanamadım eşimi aradım ilaç getir ben kötüyüm. Getirdi ilaç ama bana fayda etmiyor. Sen başında dur ben eve gidiyorum. Allahım nasıl hastalandım çocuğu bile gözüm görmüyor. Eve gittim yattım. Annemgilin haberi oldu hemen geldiler ama ben yataktan kalkamıyorum. Babamla acile gittim hastaneler nasıl kalabalık. Doktora "çocuğum hastanede yatıyor benim ayağa kalkmam lazım" deyip en kuvvetli ilaçları istiyorum. Hemen bana da serum taktılar ama nasıl bir hastalıksa pek fayda etmedi maalesef.

Kayra babasıyla hastanede ben evde yatıyorum. Akşam üzeri eşim aramaz mı ben çok kötüyüm babam gelsin çocuğun başına diye... Allah Allah hepimiz hastalandık. Babam gitti Kayranın başına biz eşimle evde yatak yorgan yatıyoruz.

2 gün bu böyle devam etti. Biz evde hasta Kayra hastanede başında ise ya dedesi ya da annennesi...
Geçen yıl domuz gribi vardı ortalıkta herhalde biz de ondan olduk. Kesin birşey denmedi ama olabilir dendi.

Kayra 1 hafta hastanede kaldı yılbaşında ise eve izinli getirdik. Ama kan değerlerinin düzelmesi zaman aldı. Bir indi bir çıktı biz de bu böyle olmayacak deyip Ankaraya Hacettepe Üniversitesine çocuk onkolojiye götürdük. Allahıma binlerce kez şükürler olsun ki sonuçları iyi çıktı. Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın çok zor günlerdi.

Geçen yıla böyle kötü başlamıştık. İnşallah bu yılımız güzel geçer.

16 Kasım 2016 Çarşamba

ÇANAKKALE GEZİSİ



Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor...

bence her duyduğumda içimi sızlatıp gözlerimin sulanmasına sebep olan Çanakkale Savaşının özeti en güzel dizeler... 






Çorum Belediyesi son birkaç yıldır ücretsiz Çanakkale Gezileri düzenliyor. Biz de eşimle hep niyetleniyorduk ama arkadaşlarımla gitmek kısmet oldu. Eylül ayında altı arkadaş ve biri benim büyük tosbağam Kayra ve arkadaşı Nisa olmak üzere yola çıktık. 

6 Nisan 2015 Pazartesi

TUVALETTE BİLE RAHAT YOK


Sene 2000 Kayra doğdu ve emeklemeye başladı babamız geç saatlere kadar çalışıyor biz yalnızız ne zaman tuvalete girsem Kayra emekleyerek gelir; ya kapıya vurur ya da kapının önünde ağlar ki bu durum pekçok annenin başındadır:))
Sene 2015 Kayra 15 yaşında ve ben hala ne zaman tuvalete girsem Kayra kapıyı tıklatır:)) 
Ne var oğlum derim 
artık "aklına ne geldiyse onu anlatır". 
Canım oğlum 1 dakika sonra anlatsan olmaz mı?
Olmuyor demek ki:))
Allahım kapımızı tıklatanlarımızı eksik etmesin...

12 Ocak 2015 Pazartesi

ÇOCUKLARDA BADEMCİK VE GENİZ ETİ AMELİYATI




Büyük tosbağam Kayra küçükken çok hastalanıyordu. Bademcikleri kocaman olur yüksek ateşlere maruz kalır ne yapacağımız şaşırırdık. Artık antibiyotik bile fayda etmez hastanede yatardık. Küçük olduğu için çocuk doktoruna götürüyorduk ve tekrarlayan hastalıklarda ise çeşitli doktorlardan medet umar hale gelmiştik Çorum'da götürmediğimiz çocuk doktoru kalmadı herhalde...

Gece horlaması ise ayyuka çıkmıştı.neredeyse burnu hep kapalı bu sebeple hava alamayan kulaklar devamlı iltihap oluyor ve duyma güçlüğü yaşıyordu. Çok ağrı yapmasa bile duyma zayıflığından kulaklarının iltihaplandığını anlar hale gelmiştim. Hatta hemşireler çocuğun yüz şeklinden geniz eti olduğunu anlıyorlardı çünkü geniz eti olan çocuklarda üst damak gelişemez ve diş eğriliklerine bile sebep olabilir. Bizde de bütün bunlar oldu ve üst damağı diş teliyle genişletmek zorunda kaldılar.

Artık anladık ki çocuk doktorundan KBB doktoruna terfi etmeliydik. KBB doktorumuz sadece geniz eti ameliyatı yapalım bademciklerine gerek yok dedi ve Kayra'yı ameliyat ettirdik. İlk günler iyiydi ama yaklaşık 2 ay sonra tekrar sorunlarımız baş gösterdi en önemlisi isi geçmeyen orta kulak iltihabıydı. Anladık ki bu şehirde çare bulamayacaktık. Doktor ve hastane araştırmalarımızdan sonra Ankara Hacettepe Tıp Fakültesinde karar kıldık. O zamanlar Ana Bilim Dalı başkanı olan Prof.Dr. Şefik Hoşal'a muayene ettirdik başımızdan geçenleri uzun uzun anlattık. Doktor bize geniz etinin tam temizlenmediğini bu kadar sık hastalanan çocuğun bademciklerinin alınması gerektiğini ve kulaklarına tüp takılmasının gerekli olduğunu anlattı. Benim ise tek sorduğum "bademcikleri alınırsa hastalıklara karşı korunmasız mı kalacağıydı" Doktorumuz da vücuda giren mikropları sadece bademciklerin engellemediğini güzelce anlattı, zaten başka çaremiz yoktu.

Kayrayı tekrar ameliyat ettirdik bu sefer geniz etinden tamamiyle kurtulmuş bademcikleri alınmış kulaklarına da tüp takılmış oldu. Bizi eve gönderirken bol bol dondurma yesin demeleri en güzeliydi. 
Kayranın birkaç ay içinde 4 kilo alması yaptığımız işin en doğru kanıtıydı. Çünkü çocuk rahatlamış artık neredeyse hastalanmaz hastalansa bile çabucak atlatır olmuştu.

Kulak tüpüne gelince; bu tüp dediğimiz olay 0.5 kalem ucu gibi bir aletin kulak zarına takılmasıyla kulağın hava almasını sağlamak. Kulak hava alınca da o bölgede iltihap birikmiyor. Tek zor tarafı kulağa su kaçırmamak yani banyo yaparken bile kulağı tıkamak gerekiyor. Bu sebeple doktorlar bu ameliyatı yazın yapmak istemiyorlar deniz ve havuz mevsiminin geçmesini bekliyorlar. Biz kulağını tıkamak için pek çok tıkaç aldık ama hiçbiri kullanışlı olmadı en güzeli bir miktar pamuğu vazeline batırıp kulağa tıkayıp pamuk düşmesin diye üzerine yarabandı yapıştırmaktı. Hatta o yaz tatilinde Kayra denize girerken bu şekilde kulağını tıkıyor ve üzerine bone geçiriyorduk. Hiç de sorun yaşamadık tavsiye ederim. Yani fazla pimpiriklilik edip bu işi işkenceye dönüştürmeyip hiçbirşeyden geri kalmadık.

Sonuç olarak iyiki bu ameliyatı yaptırmışız hem çocuk rahatladı hem de biz. Ama unutmamak lazım ki her ameliyat risklidir.

Bu günlerde internette en çok karşılaştığım sorulardan biri "çocuğum çok hastalanıyor doktor bademcik ameliyatı dedi faydası mı olur zararı mı" pek çok anne birbirine bu soruyu sorup destek almaya çalışıyor. Ben de başımdan geçenleri anlattım doktor değilim sadece bir anneyim bütün bunları yapıp fayda göremeyenler de var.

Ayrıca bizim hikayemiz burada bitmedi sırada küçük tosbağa var:((

22 Aralık 2014 Pazartesi

HERKES KENDİ YATAĞINA




2 oğlum da uzun seneler bizim yatağımızda yattılar. Ben engel olmadım çünkü annem bizi hiç yanında yatırmazdı arasıra bile olsa yanında yattığımızı hiç hatırlamam. Ben ise çocuklarımla öpe koklaya yatmanın zevkini tattım. Şimdi bu doğru değil diyebilirsiniz, bence annemin yaptığı da hiç doğru değil...
Şimdi bununda bir sınırı olmalı. Küçükken iyi hoş da biraz büyüyünce işin boyutu değişiyor. Önce yatağa sığmamaya başlıyorsunuz. Sonra uyuyunca çocuğu yatağına alıyorsunuz ama ne yapıp edip gece tekrar geliyor. Kendi odasına ve yatağına alıştırmaya çalışıyor ama alıştıramıyorsunuz falan filan...
Büyük tosbağam, bebekken babası geç saatlere kadar çalıştığı ve odası da bizim odamıza uzak olduğu için benimle beraber yatıyordu. Zaman zaman kendi yatağına alıştırmaya çalıştım ama her seferinde başarısız oldum. 7 yaşına geldiğinde ise ben Tuğra'ya hamile kalmıştım ve bu iş benim için ikenceye dönüşmüştü. Karnım burnumda yatakta 3 kişi yatmak hiç akıllıca değil:(( Kayra uyuyunca eşimi uyandırıp yerine götürmesini istiyordum. Adamcağız götürmesine götürüyor ama gece tekrar geliyordu ve ben tekrar eşimi uyandırıyordum. Bir gece bu olay kaç kere tekrar ettiyse artık eşim "bu odaya mayın döşeyeceğim" bile demişti:))
Hamileliği de böylece atlattık bebeğimiz oldu işin boyutu değişti. Kayra bizimle yatıyor uyuyunca babası yerine götürüyor gece tekrar geliyor ama bir bakıyor ben yatağa oturmuş bebeği emziriyorum ya da bebekle ilgileniyorum bu sebeple yatacak yer bulamayıp tıpış tıpış odasına gidiyordu evet acı bir durum ama yapacak birşey yoktu. Böyle böyle yerine alıştı.
Bizim yatak boş kaldı sanıyorsanız yanılıyorsunuz:)) Bu sefer küçük tosbağa alıştı!!!:)))
Beşiği bizim oda da olduğu için ayaklanınca hop bizim yatağa atlıyordu. Bunda 2 yaşına kadar emmesinin payı da büyük ya da benim kolayıma geldi diyebiliriz. Malum sonradan da yatağına gitmek olmadı.
Bundan 3-4 yıl önce baza almak için dolaşırken satıcılar yatağımızın küçüklüğünden bahsettiklerinde "ama biz dördümüz sığabiliyoruz" deyip gülüşüyorduk:))
Bu sene tek amacım Tuğra'yı yatağına alıştırmaktı. Ona ödül teklif ettim. Eğer 20 gün kendi yatağında yatarsa istediği birşey alacaktım. Kendisi akvaryum istedi ama bir şartı vardı... Uyuyana kadar odasında bekleyecektik. Ödülü ve şartı kabul ettik. Uyuyuncaya kadar odasında oturuyor sonra da çıkıyorduk. Arada su koyduğu günler oldu o zaman da ben onun yatağında uzanıyordum. Bu süreci atlattık ve hediyesine kavuştu.




Ama iş bununla bitmedi çünkü her gece uyumasını beklemek de sıkıntılı bir işti uyumak istemiyor konuşmaya çalışıyordu. Ve biz tekrar ödül yöntemine başvurduk Bu sefer yatağına yatıracağız öpüp koklayacağız uyumasını beklemeden odadan ayrılacağız... Evet bu yöntem de tuttu... Şimdi kendi yatağında sorunsuzca uyuyor ve eğer gece uyanır ve yanımıza gelirse yatağımıza çıkmadan başımızda bekliyor:))
Bu işin bu kadar kolay olacağını bilseydim daha önce yapardım o ayrı:))

Ayrıca bütün bunların intikamını alacağım bunu onlar da biliyor. Onlar evlenince ben de onlarla yatacağım o kadar:))

3 Temmuz 2014 Perşembe

TEOG KARMAŞASI



Bu yıl 8. sınıf öğrencileri okul yazılısı gibi sınava tabi tutuldular. Bunların içinde benim büyük oğlumda var.
1. Dönem sınav yapıldı sonuçlar açıklandı. 2. dönem sınav yapıldı sonuçlar açıklandı. Karneler verildi herşey tamam; bütün bu puanlar okul notları geçmiş yıl notları derlenip toplanıp bizlere 500 üzerinden bir puan verilecek ve sıralama açıklanacak. 7 temmuz dendi biz de bu günü bekliyorduk ki 2 gün önce telefonuma MEB'den bir mesaj geldi çocuğunuzun okul notları şu şu diye, baktım ki mahkeme kararıyla 1. dönem girdiği sınavdan 3 dersinin notu değişmiş ve hatta yükselmiş. Ertesi gün tekrar baktık ki sınav sonuçları mahkeme kararıyla iptal edilmiş...7 temmuza kaldı 4 gün sizce 8 ayda çözülmeyen iş 4 günde çözülür mü. Zaten bunca zaman sonra bizde sınav ve lise heyecanı bile kalmadı.

26 Şubat 2014 Çarşamba

YAZDAN KALMA BİR GÜN "AKVARYUM"

Geçen gün hesaplıyorum da neredeyse 5 senedir ayda bir ya da iki ayda bir Kayra'nın diş telleri için Ankaraya gidiyoruz. İlk başlarda kendimizi çılgınlar gibi alışveriş merkezlerine atarken yıllar geçtikçe hem Ankaraya gitmek işkence oldu hemde alışveriş merkezleri çekilmez oldu. Çocukların büyümesininde buna etkisi büyük tabiki...Son bir yıldır ise Kayra'yı annem ya da babamla gönderiyorum. Hatta geçen ay tek başına otobüse bindirdim dayısı karşıladı doktora götürdü ve geri bindirdi otobüse biz karşıladık. 
Birkaç ayda bir ailece gidip çocukların sevebileceği hayvanat bahçesi, akvaryum gibi yerleri gezmeyi tercih ediyoruz.
Eylülde okulların açılacağı hafta ailece Ankara'ya gittik. Kayranın doktorundan sonra planladığımız gibi Aguavega akvaryuma gittik. Daha önce duymuştuk ama görmemiştik. Çocuklar için çok güzel bir aktivite oldu. Biz bile bayıldık. 





27 Kasım 2013 Çarşamba

SBS HEYECANI


Bu heyecanı bu sene büyük tosbağa ile yaşayacağız. Bu seneki sbs sınavının ilk bölümü yarın ve cuma günü 6 dersten yazılı gibi yapılacak. Bu yeni sistemde amaç çocukları sınav stresinden uzak yazılı olurmuşcasına seviyelerini belirleyip buna göre liselere yerleştirmek. Cidden sıkıntılı bir durum. 13 yaşındaki çocukları daha doğrusu ergenleri sınava hazırlamak... 

Sabah 7.20 de okula diye evden çıkan çocuğumun tekrar eve dönmesi 20.30'u buluyor. Kendisi okul sonrası dersane ve kurslarda görülüyormuş:))  Ne acı değil mi; devlet habire bu sistemi değiştirip çocukları daha serbest bırakmaya çalışıyor ama bu yarış devam ettiği sürece çocuklara rahat yok.

Kayra'yı bilemem ama ben çok heyecanlıyım. Anne babalar çocuklardan daha fazla stres ve sıkıntı yaşıyor.
Hayırlısı deyip oğluma ve bütün sınava gireceklere başarılar dileyip dua bekliyoruz.

21 Mart 2013 Perşembe

13 YIL ÖNCEKİ BAHAR


13 yıl önce nevruz yani bahar bayramı evimize gelmişti. Hastane odasında küçücük bir bebekle ne yapacağımı şaşırmış bir vaziyette yüzüne bakarken bugün boyumca olmuş bir ergenle karşı karşıyayım. Her yıl onun büyüyüşünü seyretmek kadar zevkli daha ne olabilir ki...





Dün akşam anneanne babaanne ve dede gelince doğumgününü bir gün önceden kutlamış olduk arkadaşları ile de kutlamak istiyor.

Hediye konusuna gelince bizimki zor beğenen bir tip olduğu için büyükler para vererek kurtuluş yolu buldu. Biz ise ihtiyacı olan kıyafetlerden alarak bu meseleyi atlattık. Bu t shirt de onlardan biri baba oğul aynı giyinme akımına kapıldılar:))

12 Şubat 2013 Salı

BİZİM İÇİN ŞUBAT TATİLi


Benim için tatil kardeşlerimi görmem demek oluyor. Malum ikisi de öğretmen olunca Şubat tatilinde Çorum turu yapıyorlar. Kız kardeşim pek tatil yapamıyor çünkü 2 kendi çocuğu 2 de benim tosbagalar olmak üzere tatil boyunca 4 çocuğu zapt etmek durumunda kaldı:))




Elif Dila karne hediyesi patenlerine alışmaya çalışıyor



Tuğra mı Elif'i taklit etmesi lazım değil mi? Muzurluk olsun gerisi boş:))


Zaman zaman boyama yaptılar


Zaman zaman bayblade oynadılar


Zor da olsa ödevlerini yaptılar


Hele Tuğra'ya ne zor geliyor ödev yapmak. Evdeki o kadar masa boşa dursun biz tahtanın üzerinde daha iyi anlıyoruz:))


Zaman zaman kitap okudular. Elif Dila okudu ama Turtamız okumuş gibi yaptı.


Bu mu hem ders hem oyun; çaktırmayın çocuklar bayıldı. İngilizce tombala diyelim adına



Hastane köşelerinde bile poz vermeyi ihmal etmedik.





Parkta güneşli havanın tadını çıkardık


Hatta güneş oyunlarıyla pozlar verdik.



2 Ocak 2013 Çarşamba

SAĞLIKLI SENELER

*Bu da bizim çam ağacımız. Tuğraya sen mi yaptın diyorum hayır öğretmenim yaptı diyor:)) * Herşeyden önce sağlık, yeni yıla hastalıkla girmiş bulunuyorum. Pazar gününden beri çok hastayım. Benimki önemli değil ama annem ve kayınvalideminde sorunları var inşallah iyi haberler alırız. * Böyle tatilleri benim için güzel kılan kardeşlerimi görmem oluyor. Kızkardeşim gelemese de tosbağaların dayısı geldi ve benim çok işime yaradı:)) Bütün telefon ayarlarımı yaptı sağolsun:)) * Bütün sanal alemi takip etmem dolayısıyla gelinimizden teknolojik görümce ünvanını almış bulunuyorum:)) * Kayra Pazartesi de tatil yapıp okula gitmek istemedi. Bende "oğlum dayında okul çıkışı gelecek sen de gidiver" aldığım cevabı yazıp yorum yazmıyorum "ama dayım okula gidince para kazanıyor ben bedava gidiyorum" hııı

17 Aralık 2012 Pazartesi

IKEA ALIŞVERİŞİMİZ


Ikeadan aldığımız en akıllıca şey bu olmuş:)) Aldığımızdan beri salonun ortasında arzı endam ediyor. Tuğranın odası için almıştık biraz küçük oldu baktık çocuklarda oynamak istiyor getirin yanımıza dedik... Ayrı gayrı olmayalım değil mi? Sağolsun babamız da dün milyon çeşit küçük araba alınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Biraz hevesleri kırılsın asıl yerini alır...
Bu arada annemin kalbinde yine ritm bozukluğu oldu. 2 gündür hastanede idi çok şükür şimdilik iyi ve bugün çıktı hastaneden. İnşallah tekrar etmez. Kalp olunca ister istemez stres oluyor.

5 Aralık 2012 Çarşamba

ÇOCUKLARINIZA HEM EL YAZISI HEM DÜZ YAZI ÖĞRETİN


Büyük tosbağam anaokulunda iken el yazısı çıktı ve oğlum ikinci yıla yetişti. Aslında benim çok hoşuma gitti sandık ki çocukların hepsi kitap gibi yazı yazacak ama nerdee. El yazısı ile imza atacak olması güzel gelmişti. Herkesin dediği gibi çocukların zorlanacağına inanmadım çünkü bize zor geliyor ama onlara düz yazıda zor gelecekti.

30 Kasım 2012 Cuma

BUGÜN NE GİYSEM 7.SINIF

Bu mübarek günde herkese hayırlı cumalar diliyorum


Artık hayatımızdan okul formaları çıkıyor. Okuduğum zamanlar deli istediğimiz bir hayalimiz şimdi gerçekleşiyor. Ama artık anladık ki anneler olarak bu hayalimizi istemiyormuşuz. Çocukların marka takıntısını geçtim olanı var olmayanı var. Okul kıyafetini almaya gücü yetmeyen aileler artık çocuklarına nasıl değişik değişik kıyafet alır bilemiyoruz. Ayrıca okul toplantımızda Müdürümüz bu konulara değinmiş ve çocukların güvenlikleri açısından formanın onları koruma kalkanı gibi olduğunu söylemişti. Okula girebilecek sivil bir kişiyi yada okul etrafında dolaşan çocukların okuldan mı değil mi olduklarının anlamak ya da anlamamanın ilk yolu formadır.
Tamam tek tip olsunlar ama bu formalara bende karşıyım. Anasınıfına eşofmanla giden çocuklar birden beyaz gömlek ve ütülü pantolanda okula başlayınca ilk düşündükleri şey "tuvalete nasıl gideceğim." oluyor. Şimdi yaş 5.5 oldu vay o çocukların haline...İnanın bence mavi ya da siyah önlük bile şimdiki formalardan daha kullanışlıydı. İçine kalın giydirirsin kışlık olur sadece önlük giydirirsin yazlık olur. Örneğin kargo pantolon üzeri sweatshirt yazın tshirt oldu sana tek tip kıyafet hem yaşlarına uygun hem de rahat. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. 
Kayra'ya gelirsek bu habere ilk önce mutlu olarak geldi. Bu detayları konuşunca hak verdi. Şimdi ise hergün alışverişe çıkalım seneye çok kıyafete ihtiyacım olacak deyip duruyor ki çocuğumun bu yaşına kadar kıyafet takıntısı olmamıştı, zorla kıyafet alırdım. Hayırlısı, yaşayıp göreceğiz bakalım...

22 Kasım 2012 Perşembe

BELKİ AŞIKTIR


Büyük tosbağamın arası kızlarla hep iyi oldu. Doğumgününe kızları çağırmak istemese de onlarınkine muhakkak katılır. Zaman zaman kız erkek ayrımı yapar ama bu fazla sürmez.

Okul açıldığından beri yanında oturduğu Ömer'i terketmiş arka sırada oturan Dicle'nin yanına oturmaya başlamış. Dicle'yi tanımıyorum ama Ömer hem komşumuz hem de 1.sınıftan beri beraberler. Sessiz sakin aklı başında kendi halinde bir çocuk. Akşam yemeğinde bu olayı bir yandan eşime anlatıyor bir yandan da tartışıyorduk... Kayra'nın yer değiştirme sebebi Ömer'in çok sessiz oluşuymuş. Tabii kendisi gibi geveze bir arkadaş arıyor kendine:)) Bu arada bizim çokbilmiş küçük tosbağa atıldı
Abim belkide aşık olmuştur.puhahahaa

Kayra tabiki sinirlendi. Biz olabilir, önemli olan çok konuşup derslerini ihmal etmemesi olduğunu hatırlatıp konuyu kapattık.
Fakat cumartesi günü veli toplantısında bütün öğretmenleri bu ikisinin adlarını beraber anmaları çok manidar dı

10 Kasım 2012 Cumartesi

ALLAH'IN SOPASI



Dün öğlen hatta her öğlen Kayra ile dağınık oda tartışmamız olur. Eğer izin versem oda bu hali alabilir:)) Dünkü tartışmamız biraz şiddetliydi çünkü çok kızmıştım. Hergün aynı şeyleri söylemek, söylediğim halde yapılmaması, bugün yapılıp yarın unutulması daha neler neler... Bu konulara girip daha da canımı sıkmak istemem. 
Bugün twitterda Adem Güneş'in paylaşımlarına rastlamamla üzerimde ilahi bir ayar hissettim:))

İç düzeni olmayan çocuklar dış düzeni kuramazlar. Çocukların tertip ve düzenli olmasını isteyen ebeveynler onların duygularına yönelmelidirler.
                                                         ADEM GÜNEŞ

Nasıl yöneleceğimiz konusunda fazla bir fikrim yok ama çalışacağız bakalım.

En başarısız çocuk, yapacağı işleri birine göstermek için yapan çocuktur. Başarılı çocuk ise başarmanın keyfini kendi içinde yaşayan çocuktur.
                                                      ADEM GÜNEŞ


Peki kimdir Adem Güneş; Uzman Pedagog olup dini yönü hassas bir kişidir. "Çocuk Eğitimi kültür ve evrensel kabul görmüş değerlerden bağımsız olamaz.Birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları çocuk eğitiminde kendine has bir usul ve yöntem takip etmiştir. "
görüşünü savunan dini, kültürel ve ahlaki değerlere göre çocuk yetiştirmenin önemini anlatan bazı davranışların çocuğun fıtratından gelen davranışlar olduğunu savunan bir pedagogtur.  Kitaplarını okumadığım için maalesef yorum yapamıyorum. Geçen yıl Çorum'a gelmiş ama ben kaçırmışım.










8 Ekim 2012 Pazartesi

VİCDAN AZABI



       Küçükken annem bize küser günlerce konuşmazdı. Böyle zamanlarda gittiği yerlere bizi götürmez çok ama çok üzülürdüm. Şimdi çocuklarımla ne küs durabiliyorum ne de evde bırakarak ceza verebiliyorum.
       Kayra son zamanlarda beni fazlasıyla üzmeye başladı. Ergen olma yolunda hızla ilerlediği için çoğu kez sabır göstermeme rağmen zaman zaman sabrımın bittiği durumlarla da karşılaşabiliyorum. Özellikle dağınıklığı ve umursamazlığı beni çileden çıkarıyor. Hadi odasını dağıtmasını filan bir kenara bırakıyorum, kapıyı açık bırakıp gitmeler, ekmeği ortada bırakmalar. Ekmek olayına o kurumuş ekmekleri akşam yemeğinde önüne koyarak ya da sen at çöpe de günahı sana olsun diyerek çözüm bulmaya çalıştım. Bu çözümler zaman zaman fayda sağladı ama her yaptığına yöntem bulmak beni daha çok yordu:))
        Cumartesi günü arkadaşının doğumgünü vardı. Üstelik bu doğumgünü Kayra'ya göre ayarlanmıştı. Babası sabah derslerini yapması konusunda tembihledi. Çünkü biz çıkmadan kalkmış ve doğumgününe kadar çok vaktı vardı. Öğleye kadar kardeşiyle evde kaldılar. Öğlen eve geldim. Ortalığın dağınıklığı bir yana dersler de yapılmamış 5 saat öylece geçip gitmişti. Artık sinirlerimi tutamadım ve doğumgünü için izin vermedim. Arkadaşı iki kaç kez aradı hatta benimle konuşup beni ikna etmek istedi ama onunla da konuşmadım. Kayra'nın kuzu kuzu özür dilemelerine de aldırış etmedim. Kendisi de çok üstelemedi ve yatıp uyudu. Ben ise hüngür hüngür ağladım. Hem kıyamıyordum hem kızıyor hem de vicdan azabından ölüyordum.
         Akşama doğru uyandığında üzgün olduğumu (o kadar üzgündüm ki benim günümde mahvoldu), daha dikkatli davranması gerektiğini bu dağınıklık karşısında çok yorulduğumu ve benim gönlümü almak için yapması gerekenleri de uzun uzun anlattım. Umarım anlamıştır... Öpüşüp koklaştık ama kalbim hala üzgün...
         Eşimle bu durumu paylaştığımda "ceza vermeyecektin verdiysende arkasında duracaksın" dedi. Peki sizce ne yapmalıydım?

27 Eylül 2012 Perşembe

DÖVME


Tatile gittiğimizde Kayra dövme yaptırmak isteyip duruyordu. Bu yaşta tabiki geçici dövme... 
Dayısıgille çıktığı bir akşam Kerim'e dövme istiyor yaptırım diye gönderdim. Geldiğinde manzara buydu, adını yazdırmak istemiş. Güzel de olmuştu ama ömrü çok kısa sürdü:(( Hevesini almış oldu...

7 Eylül 2012 Cuma

MERSİN TATİLİMİZ



Mersinde kaldığımız evin gün doğarken balkon manzarası... İlk gün çok erken kalktık çünkü erkeklerimiz bayram namazına gidecekti hatta gittiler ama yetişememişler. Şehir farkından yanlış hesaplamışlar:))

27 Temmuz 2012 Cuma

RAMAZAN, SICAK VE ÇOCUKLAR



Ramazan geldi hoşgeldi de bu sıcakları yanında niye getirdi. Biz onu tekbaşına daha çok severdik.
Gelmişler madem evimizin baş köşesine buyurup otursunlar. Aslında bu iki arkadaşa haksızlık ediyorum çünkü sabır da onlarla birlikte geldi bizleri memnun etti.

Neredeyse çöl sıcaklarında oruç tutuyoruz. Herhalde gerçek ramazan gerçek sabır bu olsa gerek.  
Dilerim herkes için hayırlı geçer

Bizim evde ise ramazan uykusuzluk dışında güzel geçiyor. Maaşallah Kayra da hepsini tuttu, aslında kıyamıyorum ama bir şekilde de alışması lazım. Kendisi tutmayım demiyor sadece sıcaklar yüzünden evden çıkmak istemiyor. Şimdilik bu şekilde devam.

Benim için ise en zoru sabah kalkıp işe gitme kısmı. Sahura kalkarken çok sorun yaşamıyorum hatta uykumu açınca ev işi bile yapıyorum ama tekrar yatıp sabah tekrar kalkma kısmı tam bir işkence bunu da öğle tatilinde 5 dk. kestirerek atlatmaya çalışıyorum.

Akşamdan yeyip yatmak hiç bana göre değil. Hem açıkmamış oluyorum hem de ramazanın maneviyatını hissedemiyorum. Kolaya kaçmak istemiyorum, Ramazanın güzellikleri hep beraber oturulan iftar ve sahurda saklı böyle yaşayıp çocuklarımın da böyle alışmasını istiyorum

Çok şükür klimalı bir ortamda çalışıyorum bu sebeple çok fazla şikayetlenmiyorum. Bu sıcaklarda dışarıda çalışıp oruç tutanlar için sabır diliyorum. Eminim onların sabrı ve sevapları bizden kat kat fazladır. Oruç tutmayan ve bu duyguyu bilmeyen için çok zormuş gibi algılanabilir. Nitekim etrafımızda çeşitli bahanelerle oruç tutmak istemeyenler var. Bence bu hem alışkanlık hem de ramazanın maneviyatında olan birşey.  Ben şahsen küçüklüğümden beri dayanamıyorum tutamam gibi bir olay yaşamadım. Bu nasıl birşeydir şahsen bilmiyorum. İşte bu noktada bu olaya alıştırılmak var bence Ben Kayra'ya sık sık oğlum boz artık sen küçüksün büyüyünce tutarsın desem bu ömür boyu böyle gidecek. Bunun yerine tutabilirsin, eğer orucunu tutarsan hediyem var gibi teşvik edici sözlerle, sahurda sevdiği yiyecekler hazırlayarak, beraber davulcuyu izleyerek iftar sonrası ramazan şenliklerine götürerek, babası ve kardeşi ile zaman zaman arkadaşları ile teravih namazına giderek, maneviyatını güçlendirmeye çalışıp bahaneler aramasına fırsat vermemek istiyorum. Allahım bu konuda anne babalara yardımcı olsun.

Herkese tekrar hayırlı ramazanlar

Bunlara Baktınız mı?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...