Pages

27 Mart 2011 Pazar

KAYIP ÇOCUKLAR


Hayatta en çok korktuğum şeylerden biri; çocuklarım başta olmak üzere bir yakınımın kaybolup bulunamaması...Özellikle çocuk kayıpları çok acı:((
Allaha hep çocuklarım kaybolup bulamayacaksam ölsünler mezarını biliyim diye dua ederim. Yerini yurdunu bilmemek, bir haber alamamak, küçücük olduklarını düşünüp ne halde olduklarını bilememek var mı böyle bir acı
Her çalan kapıya koşmak her çalan telefondan haber beklemek ama bir haber alamamak
Pek çok annenin birkaç dakikalığına çocuğunu kaybetme hikayesi vardır. O saniyelerde insanın aklından binlerce düşünce geçer. Binlerce senaryo yazar. Çocuğumuzu saklandığı yerden bulur seviniriz peki ya bulamazsak, günler geçer mi? devamını düşünmek bile istemiyorum.
Bu çocukların kaybolduğu yer kardeşimin evine çok yakın yani aynı semtteler. Bu yüzden bu olay hep gündemimizdeydi. Birgün aradı ki ağlamaklı bir sesle polisler bizim evin civarını arıyor diye...
Bu acıyı anlatmaya benim kelimelerim yetmez.
Cumartesi günü gelen haber çok üzücüydü ama olayın sonuçlanması açısından iyi bir gelişmeydi. Acaba aileleri 1.5 yıldır ne çekiyordu kimse bilemez ama artık bir mezarları var ve oraya gidip dua edebilirler. Yine de umut dünyası onların öldüğünü değil hep birgün geleceklerini düşünmemek elde değil, sadece o umut tükenmiş oldu.
Bunları çocuklara yapan caniyi anmak bile istemiyorum. Bir insanı öldürmek hatta bir masum çocuğu öldürmek  ve bunu 3 kez yapmak nasıl bir insanlıktır bilemiyorum.
Allahım bizi böyle büyük acılarla sınamasın aileye de sabırlar versin diliyorum.
Not : Haberlerini hep takip ediyorum. Benim bile yüreğim bu acıya dayanamıyor hatta bu satıları yazarken bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Allahım herkesin çocuklarını korusun

21 Mart 2011 Pazartesi

MUTLU YILLAR


11 yıl önce bahar bayramında bahar gibi geldi evimize
İlk göz ağrım, canım yavrumun doğumgünü bugün.
Onun için ne kadar of senesi olsa da sağlıklı ve de mutlu yıllar geçirmesini diliyorum.
Küçükken lahana bebek gibi sevip oynadığım yavrum büyüdükçe sohbet edebildiğim yeri gelip dertlerimi paylaşabildiğim bir delikanlı olma yolunda.
Kayra'ya hamile iken "Allahım doğumda öleceksem de ne olur bir kere göreyim öyle öleyim derdim"
Bugün ise binlerce kez şükrediyorum bu günlerini gördüm diye.

20 Mart 2011 Pazar

...

Bugünlerde zor yazı yazıyorum. Birde blog yasakları girince işin içine işim olay daha da zorlaştı. Tam birşeyler yazayım diyorum ama siteye girebilmek için karlı dağlar aşmam gerektiğinden boşver diyordum. Aslında kötü bir durum. Ben bloğumu tarihe notlar alabilmek için kullanıyorum. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmıyorum. Ama millet benim siteme karışma yetkisini kendinde bulabiliyor. Enteresan...
Bloglara bakıyorum da kimi adresini değiştirdi kimi tamamiyle yazmayı bıraktı. Hayırlısı bakalım.

Bana gelirsek bu haftayı hastalıkla geçirdim. Aksırık tıksırıkla başladı ve bitmek bilmedi. 1 hafta oldu ama etkisi bitmedi. Turtamın yarılan kafası:)) iyi görünüyor. Umarım yarın dikişleri alınır. Hala annemle uğraşıyorum. Bakamadın el kadar çocuğuma:))
Küçük yavrumun hasretliği artarak devam ediyor. Her akşam evde olduğu günleri görebilirim inşallah.
Bazı günler çok zor geliyor. Neden hasretlik çekiyorum. Neden ben diyorum. Asla isyan etmiyorum. Acaba bir hatam mı oldu da bunları yaşıyorum diyorum ya da bu sınavdan nasıl çıkacağım diyorum. Bu soruların cevapları yok aslında tek bir cevabı var "sabır"
Araba alma girişimlerimiz hızla devam ediyor ama sık sık sekteye uğruyor. Bazen sabırsızlanıp acele ediyorum bir an önce olsun istiyorum olmayınca da hayal kırıklığı yaşıyorum. Hayırlısı diyorum. Ben böyle dedikçe hasretliğim artarak devam ediyor. Ama ne kadar acele etsem de nasip olmayınca olmuyor.
Bazen bırakıyorum peşini Rabbim herşeyi yoluna koymuştur diyorum. Koymuştur da muhakkak ama gönlüme söz geçirmem zor oluyor.
Ağlıyorum, sonra ağladığım için utanıyorum. Çocuklarını kaybedip bulamayan kara topraklara veren annelerin yanında acım ne olur ki?
Şu an yanımda bıcır bıcır eden yavrumun (yavrularımın) varlığından öte zenginlik ve mutluluk yok...

12 Mart 2011 Cumartesi

KINALI KUZUM YARALI KUZUM


Dün annemin günü vardı yani Turta ve annem gezmede olacaklardı.
Saat 3 gibi odamdan çıkmıştım peşimden arkadaş telefonun çalıyor diye getirdi bana, bir baktım annem 3 kez aramış.
İçim bir cız etti çünkü gezmedeler çok önemli birşey olmasa aramaz hem de 3 kez.
Aradım ağlamış "kazamız savuştu Tuğra düştü başı kanadı ama şimdi iyi merak etme" dedi
Evet bende merak etmedim biliyor musunuz:(( Emanet ya annem büyütüyor sandım. Hatta 4 gibi tekrar konuştuk gelebilirsen gel de bak çocuğuna demesine rağmen çıkmama az kaldı gelince bakarım merak etme dedim. Keşke gitseymişim. Akşam eve geldiğimde manzaranın kötülüğü beni korkuttu Hatta kanaması devam ediyordu. Hemen eşimi aradım hastaneye götürdük. Doktor niye beklediniz dikiş atılması lazım dedi. Röntgen çekildi çok şükür birşey çıkmadı. Ama 6 adet dikiş atılmasından kurtulamadık. 
İlk kez dikiş olayıyla karşı karşıya geldim. Hala aklıma geldikçe içim eriyor. 
Yine de çok şükrediyorum. Allah beterinden korusun.
Tuğra normal hayatına döndü ama annem şoku atlatamadı, bende pis pis şakalar yapıyorum.
- Arkadaşlarınla lafa daldın benim çocuğumu unuttun değil mi?
- Bakıcı arıyorum, sen bakamıyorsun.
gibi...:))

2 Mart 2011 Çarşamba

ROBİNSON CRUSOE


Geçen akşam işten eve gelir gelmez kitap okumak istedim. Kayra'nın kitaplığından bu kitap elime geçti. Çocukluğumda okuduğumu hatırlamıyorum. Kitabın konusunu bilsem bile çok sürükleyiciydi. Hep merak etmişimdir ıssız bir adada nasıl yaşanır diye. İnsanı medeniyetten uzak kalmak değil de yalnızlık öldürür gibi geliyor.

28 Şubat 2011 Pazartesi

KARDEŞ SEVGİSİ:))


Turtamız annemgilde yaşadığından beri ev büyük tosbağaya kaldı. 
Ona muhalefet eden, karışan yok
Bilgisayar ve televizyon kavgaları da yok.
Bu duruma öyle çok alıştı ki hafta sonları Tuğra'nın gelmesini istemez oldu. Tuğra ne zaman eve gelecek olsa "gelmesin" "o gelirse ben giderim" gibi cümleleri çok kullanır oldu.
Bir taraftan hak vermemek mümkün değil. Çünkü Tuğra'da bizi ve evi özlediği için nazlanıyor ve mızmızlanıyor. Zaman zaman çekilmez davranışları olabiliyor. Bunları yaşadıkça ben de çok endişeleniyorum. Özellikle iki kardeşin ayrı kalmaları, aralarındaki iletişimin daha da kötü gitmesine mi sebep oluyordu bilemiyorum.
Birkaç gündür annemin Kayseri'de olması ve Tuğranın evde bakılıyor olması bu düşüncelerimin hatalı olduğunu gösterdi. Zaman zaman birbirlerine girseler de çoğunlukla gayet güzel oynayabiliyorlar. Daha çok şeyi paylaşabiliyorlar. Abisiyle güzel zaman geçiren ufaklık da mutlu, onların neşeli hareketlerini gören bizler de... 

Not: Çok şükür kardeşimin ameliyatı çok güzel geçti. Ama onu görememek beni üzmedi diyemem. Umarım bir an önce iyileşir.

21 Şubat 2011 Pazartesi

YOĞUN GÜNLER YORGUN GÜNLER

Kayınvalidem iyileştim deyip kendi evine gitmişti ama bir hafta sonra tekrar geldi. Durumunda hiçbir düzelme olmamıştı hatta daha da kötüydü. Eltim yine doktorlara taşıdı. Sonunda romatizma teşhisi konuldu. Ama kendisi buna bir türlü inanmak istemiyor. Hala sorununu bulmaya çalışıyor. Ama bu hastalığı daha önce de geçirmiş. Birde benim eşim de iltihaplı romatizma hastası ve bu ırsi bir hastalık. Yani kayınvalideminde romatizma olması kesin gibi birşey.
İlaçlarını kafasına göre kullanıyor. Bana yaramaz deyip içmiyor.
Aklına taktığı doktorlara gitmek istiyor aslında hem kendini yoruyor hem de götüreni.
"Anne dedim bak oğlun 40 yaşına gelmeden bu hastalıkla uğraşıyor sen bu yaşta kendine yakıştıramıyorsun" dedim.
Dahası, iğnesini yaptırmaya gittiği sağlık ocağındaki bir sağlık görevlisi bu iğneler sana yaramaz daha kuvvetlisini yapayım demiş. Ertesi gün git o adamı bul yaptır. Ne iğnesi oluğunu bilmiyoruz bile.
10 gün kaldı bizde yine evine gitti.
Evini özlüyor, arkadaşlarını özlüyor.
Ne de olsa insanın kendi evi

Ben ise yorgun günlerime devam ediyorum. İşyerindeki durumum biraz olsun normale dönmeye başladı. Ev de ise  misafirimiz olması (kayınvalidem bile olsa) yoğun günler geçirmeme sebep oldu. İşe git koştur koştur eve gel yemek telaşı gelen giden de oldu. Olan bana oldu misali.
Umarım annem bir an önce sağlığına kavuşur.

Kendi annem ise perşembe günü Kayseriye tekrar gidiyor. Kızkardeşim safra kesesinden ameliyat olacak. Lise yıllarından beri çekiyor. Artık son haddesine geldi. Ol da artık kurtul diyoruz. Ama benim açımdan küçük bir sorun var Turta ortada kalacak. Şimdilik eve gelen temizlikçimden rica ettim 10 gün kadar gelip Tuğraya bakacak. Nasıl olacak yaşayıp göreceğiz...

Son 15 günümüm kısa bir özetiydi.

14 Şubat 2011 Pazartesi

TURİST


yine bir film

film nasıl diye sorarsanız Angelina Jolie'ye bakmaktan filme konsantre olamadım:))
Şaka bir yana bu kadını çok beğeniyorum. Nerede görsem pür dikkat takip ediyorum.
Film güzeldi, mekan güzeldi ne diyeyim beğendim.

12 Şubat 2011 Cumartesi

HAYATIM DEĞİŞTİ

Yeni işime başlayalı 1 hafta oldu.
Vaziyetim çok kötü
Hiç çalışmadığım kadar yoğun çalışıyorum
Aklım fikrim hep işimde
Yapabilecek miyim, başarabilecek miyim...
Eski işimde öğretmen
Yeni işimde öğrenciyim
Eskiden çok boş zamanım oluyordu
Bloğumla ilgilenip blogları rahat rahat okuyabiliyordum.
Şimdi ise gazete bile okuyamıyorum.
Her zaman bu kadar yoğun çalışacağımı düşünmüyorum.
Öğrenme sürecini atlatınca umarım hızlanırım.
Yine de mutluyum pişman değilim...

7 Şubat 2011 Pazartesi

YENİ İŞ



Şu an hayatımın farklı bir dönemecindeyim. Tam tamına 15 yıllık sekreter olarak çalışma hayatından sonra muhasebe elemanlığına terfi ettim. Allahtan tek dileğim benim için, ailem için ve tabiki şirketim için bunun hayırlı olması. 
Bakalım öğrenip alışabilecek miyim? 
Ama başaramayacağımı sanmıyorum. 
Umarım kimseyi utandırmam...

Bunlara Baktınız mı?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...